BUDO HABER Küresel Dijital Dergiye Hoş Geldiniz.

Hulisi ELMAS,Türk Sporuna,Mesai Harcadı,Emek Verdi,Ter Döktü!..

Hulisi ELMAS,Türk Sporuna,Mesai Harcadı,Emek Verdi,Ter Döktü!..
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Sayın Hulusi Elmas Hocam, kendinizden biraz bahseder misiniz?

Ne zamandan beri mücadele sanatlarıyla ilgileniyorsunuz?

İlk olarak milli sporumuz olan güreş ile henüz ortaokul birinci sınıfta iken başladım. Akabinde o tarihlerde judo popülerdi ben de judoya merak saldım. Spora genç yaşta başlamış birisi olarak, spor hayatımın her alanına sirayet etti ve kesintisiz şekil de bugüne kadar da devam etti.

Gençlik vardı, kanımızda heves vardı. Birçok mücadele sanatını yakın dan tanıma imkânım oldu. Bu süreçte Taekwondo, Ashihara Karate, Boks, Kick Boks, Wushu Kung Fu, Hapkido, Sambo ve Ju Jitsu branşlarının eğitimleri ne katıldım. Mesai harcadım, emek verdim, ter döktüm. Hepsinin eğitiminde ayrı ayrı güzelliklerini, üstünlüklerini gördüm.

Birçok öğrencim başarılar elde etti. Şimdi yaş itibariyle de birçok hocanın hocasıyım artık. Bu branşların her birinde öğrencilerimi eğittim, yetiştirdim; özellikle 1990 yılından itibaren sporcularım Türkiye Şampiyonaları gibi önemli organizasyonlara katıldı. Birçok branşta sayısız Tür kiye şampiyonluğu, milli takım sporculuğu Avrupa ve Dünya Şampiyonaları’nda derece elde eden pek çok sporcum oldu.

Ben de WBF Kick Boks’ta 1991’de Avrupa, 1997’de Dünya şampiyonluğu ve 2000’de dünya üçüncülüğü derecelerine sahibim. Ayrıca Kick Boks’ta 5. kademe, Taekwondo’da 5. kademe, Muay Thai’de 5. kademe, Ju Jitsu’da 5. kademe teknik direktörlük unvan ve belgelerine sahibim. Bunun yanında Budokai do’da 4. kademe, Wushu-Kung-Fu’da 4. kademe, VG & Fitness’te 4. kademe, Karate’de 2. kademe, Boks’ta 2. kademe ve Hapkido, Savate ile Sambo branşların da uluslararası federasyonlarda belgelerim bulunmaktadır.

Milli takım antrenörlükleriniz de var bildiğim kadarıyla?

Tabii birçok branşta var. Taekwondo, Kick Boks, Muay Thai, Ju Jitsu ve Wushu milli takımlarında antrenörlük görevlerinde bulundum. Ayrıca Muay Thai’de teknik kurul ve eğitim kurulu üyelikleri, Taekwondo’da DAN sınav kurulu başkanlığı, Wushu ve Budokaido’da teknik kurul üyelikleri, Kick Boks’ta teknik kurul görevlerini uzun yıllar yürüttüm.

Hocam, bu kadar branş ile nasıl iştigal ettiniz?

Öncelikle şöyle söyleyeyim. Söylediğim gibi ortaokulda başladım spora. Her dönemin popüler olduğu sporlar vardı; biz de haliyle bu sanata olan sevgimiz den dolayı oraya yönlendik. Ayrıca bazı spor branşları birbiri ile kuzendir; mesela Boks, Kick Boks, Muay Thai gibi branşlar birbirine yakındır. Güreş, Judo, kısmen Sambo ve Ju Jitsu birbirine yakındır. Kural farklılıkları, anlayışları, ritüelleri ve teknikleri tabii ki tamamen farklıdır. Lakin çok genelleme yapıldığında birbirleri ile kesişen temel benzerlikleri de vardır. Bir branşı önce tanımak için onun konseptine ve mentalitesine bakarsın sonra eğitim metotlarına bakarsın ve çözersin. Bu o kadar da zor bir şey değil. Tabii ki her branşta aynı derecede uzman olamazsın, ya da aynı derecede sevemezsin. Ben mücadele sanatları aşığıyım, bundan dolayı her zaman kendimi yenileme ve arayışlarım oldu. Bu benim içimden gelen bir sevgi meselesi.

Hocam bu durum herkeste böyle mi?

Tabii ki her insan farklıdır. Bazı hocalarımız tüm hayatlarında tek branş yapmayı tercih ediyorlar, onlara da saygım var. Bu insanın fıtratıyla alakalı bir durum. Benim de merak duygum beni araştırmaya itti. Bu benim hayat felsefem. Benim mücadeleci ve araştırmacı yapım mücadele sanatlarında zengin bir repertuvara sahip olmama vesile oldu diyelim. Ben günümüzde bazılarının yaptığı gibi daldan dala uç madım. Merak ettim, öğrenmek için çaba harcadım, o branşta kök saldım, öğrenciler yetiştirdim ve o konumdayken başka bir branşa geçtim. Yani her bir branşta yıllar var emek var ve harcanan maddi manevi bir bedel var. Sabit bir branşta kalsaydım daha rahat edeceğim kesindi ama ben meraklarımın ve hayallerimin peşinden koştum. Bu, beni hayata karşı daha dirençli kıldı. Mücadele sanatlarının ruhunda vardır mücadele etmek. İşte ben de tam olarak bu mücadeleyi verdim. Yani yapılması gerekeni yaptım. Peki durdum mu hayır… Mücadeleye son nefesimize kadar devam.

Ju Jitsu nasıl bir spordur?

Bize bu branşın temel özelliklerinden bahseder misiniz?

Esasında Judo’nun newaza bölümü var ve kökenleri binlerce yıl öncesine dayanan, savunma odaklı bir mücadele sanatıdır. Temel felsefesi; rakibin gücünü yine rakibin aleyhine kullanmak, zorlamadan ama teknik ustalıkla etkisiz hâle getirmektir. Ju Jitsu’da yumruk, tekme, boğma, eklem kilitleri, fırlatma tek nikleri, yer dövüşü ve kontrol teknikleri bir bütün olarak öğretilir. Bu yönüyle hem tam temaslı hem de çok yönlü bir disiplindir. Ayrıca Ju Jitsu, kişinin çevikliğini, dayanıklılığı nı, stratejik düşünme becerisini ve reflekslerini ge liştiren bir spor dalıdır. Savunma amaçlı uygulana bildiği gibi, müsabaka formatlarında da son derece heyecanlı ve dinamik bir yapıya sahiptir. Dünya genelinde popülaritesi hızla artan bu spor, hem bireyin kendini koruma yeteneğini yükseltir hem de fiziksel ve mental anlamda güçlü bir karakter gelişimi sağlar. Türkiye’de de Ju Jitsu’nun gelişmesi için uzun yıllardır büyük emek veriyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bu sporun hem disiplin hem de teknik açı dan gençlere çok şey kattığına inanıyorum.

Ju Jitsu ile nasıl tanıştınız ve federasyon kurma süreciniz nasıl başladı?

1993–1994 yıllarında Almanya’dan yaz tatili için gelen Ju Jitsu ustası bir arkadaşım vardı. Evi spor salonumun üstünde olduğu için yaz dönemlerinde onunla sürekli çalışma fırsatımız oldu. Aynı zaman da Taekwondo, Muay Thai ve Wing Chun antrenör lüğünün yanında Ju Jitsu çalışmalarını da sürdüren biriydi. Bu sayede Ju Jitsu ile tanıştım ve kısa süre içinde spor hayatımda çok özel bir yeri oldu. Tabii çocukluk döneminde spora ilk güreş ile başlamış olmam ve akabinde judo yapmış olmamın avantajını yaşadım. Bir aşinalık ve benzerliklerinin olması yakın boğuşma tutma atma tekniklerinin olması bizim aşina olduğumuz tekniklerdi. Bunun yanında kilit leme mantığını da ilave olarak eklendiğinde bizde bir merak ve cazibe oluşturdu. İyi ki de oluşturmuş diyorum. Türkiye’de henüz bilinmeyen bir spor dalını bireysel çabalarla öğrenmek zorundaydık; milim milim ilerliyorduk resmen. O yıllarda Almanya’dan getirdiği video kasetler, CD’ler ve kitaplar hâlâ arşivimde durur. Bu amatör çabalar 2007 yılına kadar sürdü. 2007’de İstanbul Burhan Felek Spor Tesisleri’nde bir antrenörlük kursunda, o dönem Mücadele Spor ları Federasyonu içinde faaliyet gösteren Muay Tha i’nin kurucusu Sayın Hasan Yıldız ile sohbet ederken Ju Jitsu ile uğraştığımı öğrenince bana, “Bu spora çok meraklıyım; yurt dışında birkaç ülkede izledim, büyük potansiyeli olan bir branş. Bunun federasyonunu kurmak için bir dosya hazırladım ama yoğun luğumdan dolayı ben ilgilenemiyorum. Bu dosyayı sana vereyim, federasyon kurma çalışmalarını sen devam ettir” dedi. Kısa süre sonra dosyayı bana gönderdi. Ben de dokümanları inceledim gerekli ilaveleri yaptım. Bir bakıma dünyadaki bilgiler ile güncellemiş oldum. 2009 yılında ilk kurulum dosyasını Genel Müdür lüğe teslim ettim. Dönemin Gençlik ve Spor Genel Müdürü Sayın Mehmet Atalay, “Türkiye’de henüz çok bilinmeyen bir spor dalı. Biraz çalışın, kulüpleri bir araya getirerek bir kulüpler federasyonu kurun, sporcu sayınızı artırın; ondan sonra desteğimizi verelim” diyerek bize bir yol haritası çizdi. Bu doğrultuda kulüpleri ve dernekleri bir araya getirerek çalışmalar yaptım. 2010 yılında İstanbul merkezli ilk kurumsal kimliğimizi oluşturduk ve Ju Jitsu Federasyonu’nu kurduk. Teşkilatlanma, alt yapı, kulüplerin federasyona kazandırılması gibi ça lışmalarımız üç yıl sürdü. 2013’te Bartın Cumhuriyet Meydanı’nda ilk Profesyonel Altın Kemer Turnuvası’nı düzenledik ve faaliyetlerimize resmen başladık. Hakem ve antrenör kursları, DAN denklik seminerleri, Türkiye, Avrupa ve Dünya Şampiyonaları’na katılımlarımız düzenli şekilde sürdü ve Dünya Şampiyonları çıkarttık. Hiç durmadan çalışmaya devam ettik. 2017 yılında Balkanlar’da yapılan turnuvalara Ju Jitsu Federasyonu’nu olarak sizinle birlikte katılma imkanımız oldu.

Bu manada bizzat şahidim faaliyetlerinize.

Evet Balkanlara da öğrencilerimiz ile katıldık ve birçok başarılar elde ettik. İstanbul’da da yaptığımız eğitim seminerlerimizde sizleri yanımızda gördük. Hakeza kendi kulübünüzde Ju Jitsu faaliyetlerin de bulundunuz. Yapılan küçük adımların bugünkü geldiğimiz noktada bir katkısı var. Buradan emeği geçen tüm eğitmen ve antrenörlerimize hatta spor cularımıza teşekkür etmek isterim. Neden? çünkü, onların da emeği var. Biz yılmadan devam ettik başarılı olacağımıza inancımız tamdı. Şükürler olsun alnımızın akı ile hiçbir öğrencimizi mağdur etmeden Spor Bakanlığı’na resmi bir federasyon olarak bağlandık. Bu büyük bir başarı.

Şu anda Muay Thai Fe derasyonu’nda Spor Bakanlığı’na bağlı olarak çalışıyorsunuz.

Bu konuda neler söylemek ister siniz?

Kurucu başkan olarak çıktığımız bu yolculuk, 27 Ocak 2023’te Ju Jitsu branşının Türkiye Muay Thai Federasyonu’na bağlanmasına kadar sürdü. Başkanlık onayıyla Ju Jitsu resmî bir branş hâline geldi. Federasyona bağlandıktan sonra ilk resmî Türkiye Şampiyonası’nı 2023 yılında Mardin’de düzenledik. 2024’te ikinci Türkiye Şampiyonası’nı Alanya’da; 2025’te üçüncüsünü Mersin’de, dördüncüsünü Ço rum’da ve beşinci Kulüpler Arası Türkiye Şampiyo nası’nı Konya’da gerçekleştirdik.

Ju Jitsu faaliyetleriniz hız kesmeden devam ediyor. En son Tayland’da sporcularınız başarılar elde etti.

Bu konudan bahseder misiniz?

İlk resmî Avrupa Şampiyonamıza 2023 yılında Hırvatistan’da katıldık. Masterlar kategorisinde Nuray Evran Avrupa ikincisi, Abdulhakim Bölükbaşı ise Avrupa üçüncüsü olarak ilk uluslararası madal yalarımızı kazandı. 2024’te gençlerde Romanya’daki Avrupa Şampiyonası’na, büyüklerde Almanya’daki Avrupa Şampi yonası’na ve Yunanistan’daki Dünya Şampiyonası’na katıldık; ancak madalya elde edemedik. 2025’te Ju Jitsu No-Gi branşında Hırvatistan’da ya pılan Gençler Avrupa Şampiyonası’nda iki ikincilik ve üç üçüncülük olmak üzere toplam beş madalya kazandık. Ardından Belçika’da yapılan büyükler Avrupa Şampiyonası’na katıldık fakat madalya alamadık. Son olarak Tayland’da düzenlenen Dünya Şampi yonası’na 13 sporcu ile katıldık. Bu zorlu organizasyonda Hasibe Eylül Elmas, bir dünya üçüncülüğü kazanarak tarihteki ilk Dünya Şampiyonası madalyamızı ülkemize getirdi. Diğer sporcularımız da iyi mücadele etmelerine rağmen madalya alamadılar. Şu anda 2026’nın ilk resmî Türkiye Şampiyonası’nı planladık; ocak ayında İzmir’de gerçekleştireceğiz. Buradan seçilecek sporcularla milli takımlarımız oluşturulacak ve mart ayında Yunanistan’da yapıla cak Avrupa Şampiyonası’na katılacağız. Bizim için en önemli organizasyon ise 13–17 Ma yıs 2026’da Antalya’da yapılacak olan Contact Ju Jitsu Dünya Şampiyonası olacak. Bu organizasyonun ülkemizde yapılması için federasyon başkanımız Sayın Hasan Yıldız’ın büyük emekleri olmuştur. Uluslara rası Federasyon (JJIF), bu şampiyonanın Türkiye’de yapılmasına karar vermiştir. Hedefimiz, bu şampi yonada ülkemizi temsil edecek başarılı sporcuları seçmek ve çok sayıda altın madalya kazanmaktır.

Gençlere tavsiyeniz nedir, Ju Jitsu sanatını gençler rahatlıkla yapabilir mi?

Bu konuda neler söylersiniz?

Gençlerimize her şeyden önce düzenli spor yapmalarını, disiplinli bir yaşam tarzı benimsemelerini tavsiye ediyorum. Ju Jitsu, fiziksel gücün yanında zekâ, strateji, sabır ve denge gerektiren bir mücadele sanatıdır. Bu nedenle sadece güçlü olan değil; öğrenmeye istekli, disiplinli ve kendini geliştirmeye açık olan herkes bu sporu yapabilir. Ju Jitsu, doğru teknikle çalışıldığı sürece her yaş grubuna uygundur. Gençler bu spora başladıkların da hem bedensel koordinasyonları gelişir hem özgüvenleri yükselir hem de stresle başa çıkma becerisi kazanırlar. Ayrıca Ju Jitsu’nun kendine özgü etik kuralları, saygı kültürü ve ahlaki ilkeleri gençlerin karakter gelişimine de büyük katkı sağlar. Ben her zaman şunu söylerim: “Başlamak için mükemmel olmanıza gerek yok; ama mükemmele ulaşmak için başlamanız gerekir.” Gençlerimiz ister profesyonel sporcu olmak için ister kişisel gelişim için bu sanatı gönül rahatlığıyla yapabilirler. Yeter ki doğru hocalarla ve doğru sistemle çalışsınlar. Türk spor camiasına Ju Jitsu gibi dünyada popüla ritesi yüksek ve köklü bir spor dalını kazandırmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Kimseden bir beklentimiz yok; sadece arkamızdan “Allah razı olsun” demeleri ve ahde vefayı unutmamaları bize yeter.

Hulisi ELMAS, izni ile, HANKANDO Dergisi. 17. Sayısından alıntıdır.

Röportaj: Fikret Yiğit.

BUDO HABER / 19.02.2026/ ALMANYA

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ